RÖPORTAJ

"3 aylık başkanken depremle tanıştım"

Avcılar Belediyesi eski Başkanı Mustafa Değirmenci 1999 depreminde yaşadıklarını, bilinmeyenleri anlattı.Değirmenci “Avcılar Belediye Başkanlığı görevine şanssız bir başlangıç yapmıştım. 3 aylık belediye başkanıydım ve gelir gelmez depremi kucağımda buldum. Adeta yıkıntılar arasında kalmıştık” dedi.

  • SANHABER 2017-12-28 14:20:40

Avcılar Belediyesi eski Başkanı Mustafa Değirmenci 1999 depreminde yaşadıklarını, bilinmeyenleri anlattı.Değirmenci “Avcılar Belediye Başkanlığı görevine şanssız bir başlangıç yapmıştım. 3 aylık belediye başkanıydım ve gelir gelmez depremi kucağımda buldum. Adeta yıkıntılar arasında kalmıştık” dedi.

Sıcak bir yaz günü, sabaha karşı saat 03.02’de hepimizi uykusunda yakalayan ve bu yıl 18. yıldönümünü yaşadığımız 17 Ağustos 1999 Marmara Gölcük Depremi, tüm Marmara’yı olduğu gibi İstanbul’un Avcılar ilçesini de büyük ölçüde etkilemişti.
Bu nedenle ülkemizde ve gerekse doğal afet nedeniyle tüm dünya ülkelerinde kaybettiğimiz tüm varlıklarımızı saygı ve sevgiyle anıyorum. 
Depremi bire bir yaşayan ve Avcılar ilçesini 15 yıl başarıyla yöneten eski başkan Mustafa Değirmenci ile depremi söyleştik. 18 yıldan beri hiç kaybetmediği heyecanıyla sorularımızı cevaplayan Değirmenci, o günleri yaşıyor gibiydi. 
 
DEMİR- Sayın başkan, Avcılar depremle nasıl tanıştı?
 
DEĞİRMENCİ- Avcılar ilk kez tanışmadı depremle… İlk kez 1894 İstanbul (Prens Adaları) depremi ile tanıştı. İstanbul’un hem Avrupa hem de Asya bölgesinde yıkım ve can kaybına neden olan, belli bir ölçüde tsunaminin de yaşandığı bu depremde; Avcılar İlçesinin Ambarlı Köyünden bodrum escort doğuya doğru, sahile paralel olarak yaklaşık 3 km. uzunluğunda ve 8 cm. genişliğinde bir yarığın gerçekleştiği ifade edilir. Yapısal hasarın ve can kaybının olmadığı bu depremde yaşanan olay, depremin tetiklediği toprak kayması, heyelandır.
Önceleri küçük bir Rum köyü olan ve geçimini genelde balıkçılıkla sağlayan Avcılar-Ambarlı bölgesi, Cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleşen mübadele sonucu Türklerin yerleşmeye başladığı alan olmuştur. Bölgenin kuzeyinde ise, Küçükçekmece Gölü kenarında 1929 yılında kurulan escort bodrum Firuzköy yerleşimi de bunun bir başka boyutudur. Bende bu köyde doğup büyüdüm. 
 
DEMİR- Başkanım ilk geceyi anlatır mısınız?
 
DEMİRMENCİ- Avcılar, Marmara’da yaşanan 17 Ağustos deprem şokunun İstanbul'daki en talihsiz ilçesiydi. Avcılar Belediye Başkanlığı görevine şanssız bir başlangıç yapmıştım. 3 aylık belediye başkanıydım ve gelir gelmez depremi kucağımda buldum. Adeta yıkıntılar arasında kalmıştık. Deprem sonrası şokunu uzun süre atlatmaya çalıştık. Böyle bir depreme hazırlıklı değildik. Zaten kimsenin de böyle bir afet karşısında hazırlıklı olabileceğini sanmıyorum. O güne dek böyle bir şeyle karşılaşmamıştık. Nasıl hareket edeceğimizi açıkçası bilmiyorduk ama birlikten güç doğar felsefesini kendimize şiar edinerek halkla elele verdik. 3 gün boyunca enkaz altından insanlarımızı çıkarttık. Gece-gündüz demeden çalıştık. 273 ölümüz vardı, 600'ün üzerinde de yaralımız. Bu doğal bir afetti. Gidenlerin yeri doldurulamazdı ama yıkılanları yeniden yapabilirdik. Bunun için güç birliğine gitmemiz gerekiyordu. Geçen bir haftalık süre içinde 26 Ağustos'ta depremden etkilenen tüm binaların enkazını kaldırdık. 
Beklenen İstanbul Depremi olayı, 1990’lı yıların ilk yarısında bilim dünyasında yerini almıştır. Kamuoyunun genelde bilgilendirilmediği o yıllarda yapılan uyarıları dikkate alan merkezi yönetim, aldığı kararla 1990’lı yılların ikinci yarısında ilçemizle birlikte, özellikle İstanbul’un Marmara Denizi’ne cepheli yerleşim alanlarını, ilçelerini 1. derece deprem bölgesine almıştır. Bu derecelendirme, yapılaşmasını büyük bir oranda tamamlamış Avcılar İlçesi dışında İstanbul ili içindeki tüm yapılarda statik açıdan sorun gündeme getirmiştir. 
Yasal boşlukların, denetimsizliğin, popülist politikaların yarattığı, projesiz, ruhsatsız bir kentte, ruhsatlı yapıların dahi statik güvenliğini ortadan kaldıran deprem derecelendirmesi yanında, 2000’li yıllara kadar “zemin etüdü” kavramının bile gündemde olmadığı anda beklenen İstanbul depremi öncesinde ‘Gölcük’ merkezli Doğu Marmara Depremi yaşanmıştır.
 
DEMİR- Avcılar depremden neden öncelikli olarak etkilendi?
 
DEĞİRMENCİ- Merkezi iktidarın müdahalede geciktiği, bugün bile birçok konuda tespit ve önlemler alma bazında kararsız kalındığı ortamda; halk kendi seçtiği yerel yöneticileri ile el ele çözüm yaratma uğraşısı içinde olmuştur. Çünkü o halkı yaratan fertlerin doğumundan ölümüne kadar hizmet götüren ilk yönetim, ilk yöneticileri belediyelerdir, belediye çalışanlarıdır.
Sevgili hocamız, aynı zamanda deprem dedemiz olan nur içinde yatsın rahmetli Prof. Dr. Ahmet IŞIKARA’nın dediği gibi “deprem öldürmez, bina öldürür” özdeyişine uygun olarak, yaşanan depremlerde trajedik sonuçlar çıkmaktadır. Bu nedenle Çeşitli Meslek Odaları, Üniversiteler ve gönüllülük bazında çalışan mimar ve mühendislerimizce Avcılardaki binalarımızın hasar tespitleri çeşitli incelemeler gerçekleştirilmiştir. Bakanlığımızca yapılan hasar tespitleri değerlendirilerek haritalara işlenmiş bilahare; Üniversite, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ile yer bilimleriyle ilgili odalardaki değerli hocalarımızdan danışmanlık hizmetleri alınmıştır. Ev ev, sokak sokak gezilerek büyük çaplı toplantılar yapılarak halkımız bilinçlendirilmeye çalışılmıştır. 
Ülkemiz coğrafi konumu nedeniyle bir deprem bölgesidir. Depremleri yaşamıştır., yaşayacaktır. Sevgili bir Profesör hocamızın Avcılar için söylediği gibi; 
“Şehirleri boşaltmakla bunun önüne geçilemez”. Gelişen bilim ve teknolojiyle birlikte, bunlardan yararlanan ve uygulayan bilim adamları ile birlikte şehir plancısı, mimar ve mühendislerimize güvenerek yerleşim politikalarını oluşturacağız. Bu politikaları da popülist tutumlardan uzak tutarak, kararlı yöneticiler eliyle uygulama ortamı yaratacağız. Uygun zeminde uygun planlama kararları ile şehirlerimizi kurarken, yapılaşmanın da mimari kimliğimizi yitirmeden yaratmanın bilinci içinde olmayız. 
 
DEMİR- Eski bir belediyeci olarak sizce neler yapılmalıdır? 
 
DEĞİRMENCİ- En önemlisi depremin acı sahnelerini bir daha yaşamamak adına kanun ve yönetmeliklere uygun binaların inşa edilmesi doğrultusunda denetimlerimizi sıklaştırmamız yanında depremin ne kadar doğru hareket etsek de bölgemizde veya ülkemizde veya çok gelişmiş ülkelerde verdiği, vereceği zararlardan dersler çıkarıp bunlardan korunma yolları doğrultusunda seminerler,  sempozyumlar düzenleyerek halkımızla birlikte bilinçlenmek ve gerekli yasal düzenlemeleri ivedilikle yerine getirerek teknik donanımlarımızı gerçekleştirmektir. 
Ben Avcılar belediye başkanlığım sırasında, planlarımızı yeni zemin etütleri doğrultusunda değerlendirilerek Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na sunduk. Planlarda sakıncalı alanlar yapılaşma dışı bırakıldı. Zemin etüt sonuçlarına dayanan planlarda parsel bazında zemin etütleri değerlendirilerek uygulamalar denetlenmeye çalışıldı.
Uzun vadede heyelan açısından riskli alanlarımız ile hisseli kaçak yapılaşma eğilimi gösteren alanlarımızda halkımızı mağdur etmeden sağlıklı ve planlı gelişmenin yolları ve yöntemlerinin saptanacağı kentsel dönüşüm alanları saptanmakta ve bu alanlarla ilgili kurumlarla işbirliği sağlanarak projeler geliştirdik. 
Ancak genel hatları ile değindiğim deprem gerçeğiyle nasıl yaşadığımız ve neler yaptığımız hususundaki konulardan ziyade bir kamu kurumu olarak yaşadığımız tecrübelerimizden ötürü net olarak belirlediğimiz halkımızın sorunları ve çözüm önerileri üzerinde durmak istiyorum. 
Bir bölgenin 1. deprem kuşağında veya ikinci deprem kuşağında kalıp kalmaması sonucunda yeni inşa edilen binalarda aranan yapım şartları teknik açılardan farklılıklar göstermektedir. İstanbul genelinde ilan edilen yeni deprem kuşağı nedeniyle 1997 yılı öncesinde yapılan binalarda yasal olarak aranan yapım şartları ile yeni yapılmakta olan binalarda aranan yapım şartları bir olmadığından yasal binalarında deprem yönetmeliğine uyumsuz olması sorunu gündeme gelmektedir. Tüm belediyelerde olduğu gibi bizim bölgemizde de bu durumda mevcut binaların yeni oluşan durum ışığında yıpranma açısından ömrünü tamamlamadığı da göz önünde tutulduğunda binanın özelliklerine uygun ve doğru bir biçimde güçlendirilmesi gerektiği gerçeğini gündeme getirmektedir.
Bu doğrultuda biz belediye binamızı deprem sonrasında güçlendirdiğimiz gibi; belediye olarak binaların güçlendirilmesi gerektiği hususunda halkımızı bilinçlendirip teşvik ettik. Ancak bu doğrultuda bazı sorunlarla karşılaştık.
Bugüne kadar alınan bütün önlemler depremden sonra kurtarmaya yönelik alınacak tedbirler üzerine olmuştur. Aslen mevcut binalarımızın depremde veya herhangi bir afette daha az zarar görmesi hususundaki tedbirlerin geliştirilmesi daha az can ve mal kaybını gündeme getireceğinden, bu konunun ön plana çıkartılarak yasal düzenlemelerle teşvik edilmesi daha uygun olacaktır.
Bu doğrultuda güçlendirme yapılacak mevcut binaları yasal statüleri açısından genel anlamda ikiye ayırmamız gerekecektir.
1-Mevzuata uygun olarak yapılmış binaların güçlendirilmesi, 
2-Mevzuata aykırı ancak fiilen var olan ve yasal özelliğe kavuşturulması uzun vade gerektiren binaların güçlendirilmesi 
Deprem anında oluşacak hasarı azaltmaya yönelik tedbirlerin hayata geçirilmesi can ve mal emniyeti, ülke ekonomisi sanayi ve ticari açıdan mevcut yapı stoğunun değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. 
Burada yasal olmayan binaların yasal konuma getirilerek affedilmesi anlamı çıkartılmamalıdır. Amaç mümkün olduğunca maddi ve manevi zararların maksimum düzeyde çözümünü sağlayarak çarpık yapılaşmış alandaki vatandaşlarımızı kaderlerine terk etmeden zaman içinde çözülecek planlı gelişime geçebilmenin tepkisiz biçimde ön koşullarını oluşturmaktır. 
-Kat güçlendirme projelerine onay verebilmek için muvaffakat konusunda yasal düzenlemelerin yapılarak mevzuata aykırılıklarla ilgili engellerin kaldırılması
-Binaların güçlendirilmesinde uzun vadede düşük faizli iç ve dış kaynaklı konut ipotekli kredi alabilmenin koşullarının yaratılması 
-Zorunlu Deprem Sigortası Fonunun bir kısmının bu amaç doğrultusunda harcanabilmesinin yasal zeminlerinin oluşturulması ile;
-Sürekli Deprem Senaryolarının canlı tutularak toplumda psikolojik korkuların yaratılması veya varolan korkuların tetiklendirilmesi yerine bu konuda uzman olan kişilerle; (psikologlarla) birlikte bilinçli bir program oluşturularak bu doğrultuda medyanın da katkıları ile pozitif ortamlar yaratılması amaçlanmalıdır. 
-Mevcut yapıların yıkılarak yeniden inşaa edilmesi aşamasında: müktesep haklar korunmak suretiyle yasal düzenlemeler yapılmalı, yeni yapıların oluşması cazip kılınarak bir anlamda kentsel yenileme sağlanmalıdır.
Ülkemiz insanlarının geleceklerine umutla bakabilmeleri onların sorunlarına sahip çıkmamızla mümkün olacaktır.
Çünkü 17 Ağustos, bizlere dayanışmanın ve birbirimize sahip çıkmanın bir kez daha ne kadar önemli olduğunu büyük acılarla hatırlattı. 18. yıldönümünde bir kez daha “Dayanışma, dayanışma, dayanışma” diyorum. 17 Ağustos’un olumsuz etkilerini aşabilmişsek ve bugünden yarının alt ve üst yapısı ile sağlıklı-güvenli bir Avcılar’ı yaratabilmişsek bunun nedeni Avcılar’da hayata geçirilen dayanışmanın, birlik ve beraberliğin; yüreklerimizi ortak yürek, akıllarımızı ortak akıl, emeklerimizi ortak emek yapabilmenin sayesinde olmuştur.
 
TÜRKİYE MEHTER TAKIMI GİBİ
 
Atatürkçü kimliğiyle tanınan Avcılar Belediyesi eski Başkanı Mustafa Değirmenci ile Atatürk’ün ideal Türkiyesi ve bugünün Türkiyesi’ni de konuştuk. Başkan Değirmenci, ilginç bir benzetme ortaya attı: 
“Türkiye, mehter takımı gibi. İki ileri bir geri gidiyoruz. 1923’te kurulmuş olan TBMM döneminden beri ciddi anlamda geriye gidişatımız mevcut. Hatta Mehter takımını da geçtik. Bir ileri iki geri sayıyoruz” 
 
DEMİR- Siz Atatürk’e yürekten bağlı bir belediye başkanısınız.? 
 
DEĞİRMENCİ- Aslında Atatürk’ü anlatmak yerine onu yaşamak gerek! Atatürk’ün düşüncelerini yaşatmak gerekiyor. O’nun o yıllardaki dünya görüşünü hala Türkiye yakalayamadı. Mehter takımı gibi iki ileri bir geri yapıyoruz. 1950’li, 1960’lı yılların siyah-beyaz fotoğraflarına bakın. O fotoğrafların hepsinde takım elbiseli, fötrlü ya da kasketli olan insanlar, sanki bir geceye, baloya gidermişcesine kendine özen gösteren hanımlar var. O dönemde okuyan bir Türkiye vardı. Bugün 80 milyon nüfusa yaklaşıyoruz. Ama tüm gazetelerin tirajlarını toplayın, ancak 1 milyonu buluyorsunuz. O günlerde toplam tiraj sayısı, nüfus o kadar düşük olmasına rağmen şu andakinin en az 10 katı fazlaydı. O Türkiye inanılmaz bir şekilde asimile oldu.
          

Etiketler: san haber, Mustafa Değrimenci, Avcılar Belediye Başkanı, Marmara Gölcük Depremi,

Kalan karakter sayısı : 500

E-BÜLTEN ABONELİĞİ

Formu doldurarak abone olabilirsiniz.

© 2018 Gazisoft Inc. Tüm Hakları Saklıdır.