Advert
Advert
Hadi köyümüze geri dönelim!
Cebrail Mungan

Hadi köyümüze geri dönelim!

Doğal Yaşam

Bir kez daha her şeyin başı sağlık olduğunu anlamak gerekir... Pervasızca harcanan bedenler strese ve gerilime teslim edilmiş adeta... Borçlar, harçlar, kredi kartları, "oğlan evlenecek", "kız boşandı", "gelin kaçtı", "kocam aldattı"... Oysa koca ömrü teslim ettiğimiz ve tekrarlanan hikayelere kayıtsız boyun eğmenin hep hazin sonunu yaşıyoruz.

Peki neden, bilen var mı?

Sürekli sorunlardan kaçmanın yollarından biri ise bireylerin kendisini eğlenceye vurarak sorunları halının altına süpürme çözümü, en uygun kaçış gibi gözüküyor. Oysa sorunların önümüzde dağ gibi durduğunu gördüğümüz halde sorunlardan kaçmayı tercih ediyoruz. Alkol ve sigara bu sorunlardan kaçmanın vazgeçilmez unsuru gelir insanlara. Oysa sinsi bir dost olduğunu ve içimizi kemiren strese geçici çözüm olduğunu bile bile teslim ediyoruz bedenimizi. Kimse stresin kaynağından kurtulmak için bir şeyler yapmıyor. Yapmaz da çünkü fatura denizinde boğulan insanlar tıpkı bir makine gibi çalışmak zorunda... Su faturası cep telefonu, elektrik, kredi kartı, ev kirası, doğalgaz, ulaşım faturalarına yetişmek zorundayız yoksa yaşam bizler için zehir olabilir. Bunları yaparken çocukların okul masrafları gelecek kaygılarımız ise işin cabası. Ha bu arada bu yoğun stresi yaşarken hala bünye sağlamsa hastane masraflarını düşünmeyin. Eğer stres bünyede hastalık oluşturmuşsa işiniz hastaneden çok Allah'a kalmıştır.

Hatırlıyorum da insanlar çok eskiden sadece yiyecekleri kadar çalışırlardı. Kasaba ve şehirlerde kışlık hazırlık yaparlardı. Peynirler bidonlara basılır, tulum deri içinde çökelekler yapılır, reçellerin her türlüsü bahçelerde güneşlenirken, sucuklar çatılara asılıp kuruması beklenirdi... Senelik bir ton Buğday alınır değirmende öğütülür bir kısmı ekmek için un yapılır, bir kısmı bulgur, bir kısmı ise yarma yapılırdı. Tarhana damlarda kurutulur vb.çeşitlerle saç üzerinde kendi aşını ve ekmeğini kendi ihtiyacına göre yapardın. Turşular büyük bidonlarda, salçalar tenekelerde, kavurmalar kuyruk yağında donmuş halde ekim kasım ayını beklerdi... Hey hat rahmetli nenem Meryem Mungan kıtlık dönemlerini gördüğü için bana şu tavsiyelerde bulunurdu "Oğlum gün gelir bir çuval para işe yaramaz ama bir çuval un hayat kurtarır" demişti. İyi ya... Yarın bir sıkıntı olsa evlerimizde un olsa ne yazar bunu pişirecek kadın veya erkek nerede? Bizleri hazır gıdalara mahkum ettiler toplumun kendi başına üretme hafızasını çaldılar. Keşke sadece hafızaları çalsalar, doğal yediğimiz sandığımız hiçbir ürün saf ve arı değil. Bir de bin bir stresle kazandığımız paraları bu gıdaları satın alarak sağlığımıza verdiğimiz zararı konuşmak dahi istemiyorum.

Peki çözüm önerim ne?

Eskiden insanlar yemek için çalışırlardı, şimdi bu stresi mal biriktirmek için çekiyoruz. Aman çocuklara şöyle yapalım böyle yapalım. Peki düşünün, hangimize dev miraslar kaldı ya da hangimiz aç ve açıkta kaldık, o halde bu telaşımız niye?

Soruyorum böbreklerimizi kaybetsek hangi birikimimiz sağlığımızı geri verebilir: E) şıkkı - Hiçbiri

Demek ki yaşamak için çalışmalıyız biriktirmek için değil. Sosyal devlet hukuku gelişmemiş ülkelerde biriktirmek ve kendisini garanti altına alma ihtiyacı göz ardı edilemez tabii ki...

Gelelim son gördüğüm tabloya... Çevremde kimle karşılaşsam birkaç dönüm yer alarak emekliliğe hazırlık yapıyor. Neden? Çünkü büyük şehirlerde soluduğu zehiri buralarda kusmak için. Antalya ve çevresi yabancı yatırımcıların yaşam alanı haline gelirken bizim metropol yaşamı modernite olarak görenlerin birgün geldikleri köy ve kasabalardan bir dönüm yer dahi bulamayacaklarını hatırlatmak isterim.

Koca rezidanslarda insanları 40-50 m2'lik evlere hapsedip insanları makinalaştırıyorlar. Kaldı ki koca rezidanslara ödenen paralarla ülkemizin her yerinde 40-50 dönüm yer kapatılır. Arazi fiyatları Arap yatırımcılar tarafından adeta kapışılıyor. Karadeniz'de yer bulmak mümkün değil, çünkü yatırımcılar bu bölgenin en önemli su havzası olduğunu biliyor. Bolu Abant bölgesinde ve civarında bir dönüm yer bulmayı deneyin isterseniz. Ruslar sıcak denizlere bu yatırımlarla inmiş durumdalar. Peki siz hala koca rezidansların elektrik yüklü binalarında yaşamayı sağlığınıza rağmen modern binalar olarak görüyor musunuz? Vallahi onu bunu bilmem ama öyle günlere gidiyoruz ki bol sıfırlı gökdelenlerin rezidanslarını da satsanızda su havzaları civarında bir dönüm yer alamayacaksınız.

İnsanlar hızla doğal yaşama dönüyorlar. İki mühendis çift pılıyı pırtıyı toplayarak doğal yaşama dönüyorlar. Hatta bulundukları arazide elektrik bile kullanmıyor. Aldıkları hayvanlardan doğal ürün üreterek geçimini sağlıyorlar. İnsanlar sermayenin bedenleri ve sağlıkları olduğunu yeni fark ediyor. Ekmek yapmanın zevkine varan ve sütten doğal ürünler elde etmenin tadını bilenler gayet mutlu. Öyle ki aştıkları web sitelerinden bu doğal ürünleri pazarlayarak da hayatlarını idame ediyorlar. Buna benzer bir çok web sitesi ile karşılaşacaksınız. Eşim Balıkesir tarafında üretim yapan bir hanımefendiden tüm bu ürünleri satın alıyor. Gerçekten çok leziz ve sağlıklı ürünler.

Bazen kendime soruyorum bir sabah fırıncılar ekmek üretmezse, marketler kapansa evde ne yer ne içeriz, hiç düşündünüz mü?

İşin özeti şu: Hadi köyümüze geri dönelim. Ölümlü dünyada mutlu yaşayalım. Çek ve senetin olmadığı bankacıların uğramayacağı bir dünya kuralım.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
3 gün 3 gece düğün yapacaklar!
3 gün 3 gece düğün yapacaklar!
Azerbaycan'da Tarkan rüzgarı esti
Azerbaycan'da Tarkan rüzgarı esti